21 Aralık 2010 Salı

evet senden gerçekten adam olmazmış, bugün bunu daha iyi anlıyorum.Ve nedense sana hiç iyi dileklerde bulunamıyorum...

23 Kasım 2010 Salı

sen..

Aylar sonra ilk defa seni anlattım bugün uzun zamandır görmediğim bir dostuma..Gözlerimde ki ışığın enerjisine inanan dostum yaşlanmış bulsa da beni; içimdeki çocuk hala hareketliydi..

Uzun bir bayram tatilinden sonra verdiğim aranın  yazılarıma da yansıdığını farkederek açtım bu sayfayı..5 ay önce yanımdan taşınan ailemin memleketindeki yeni evini görmek için yakalağım bu büyük fırsatı kaçırmadan düştüm yollara, senden kurtulmak için..Oysa gittiğim heryere en çok seni götürüyordum ben farkında olmadan.Evimin sıcaklığı ailemin yüzüne yansımıştı sanki ;aylardır hissettiğim boşluğu doldurdu o kutu gibi ev..Nereye ait olduğum ile ilgili olan çelişkilerimin sıfıra indirgendiği bu ev beynimdeki karmaşayı yok etti..Ama yanlış anlaşılmasın beynimdeki kalbimdeki değil.Dedim ya makyaj çantam gibi cüzdanım gibi yada üzerimde taşıması zorunlu herhangi bir eşya gibi hep yanımdasın.Kovuyorum , gece geri geliyorsun yüzsüz gibi..Git diyorum, herhangi bir çiftin gülüşünde çıkıyorsun karşıma veya bir garsonun servisinde..Neyse memleket kokusu, kardeşler, kuzenler derken evdeki kalabalık ve gürültü uzaklaştırdı beni az da olsa kendimden ,keyifli zamanlar arifesinde olduğumu hissettirerek..Bukadar kalabalık bir aile olduğumuzu unutmaya başlayıp , büyük ailelere özenirken farkettim ki biz de onlardanız..Her akşamı daha güzel bir mekanda daha eğlenceli ve daha içerek geçirten kuzenlerime ve sevgili arkadasım Gülçin'e ve bizden şehir rehberliğini esirgemeyen kardeşceğizime teşekkür ediyorum..

Bu masada kimsenin farkedemediği ve benim sadece kafamda gezdirdiğim sen de oradaydın farkında olmadan olamadan..Bu aşağıdaki kahkahanın son kelimesinde, susarken gözlerimin taa içinde,dilimin ucunda.Aylar sonra neden bukadar düşündüm seni neden götürdüm heryere neden aklıma düştün böyle apansız bilmiyorum ama yanımdaydın işte..

Bu memleket ziyaretinden sonra kentimdeki ilk günümde uzun zamandır görmedğim dostuma aylardır ağzıma, beynime, kalbime almadığım sen'i anlatmak gelmişti içimden hem de haketmediğin bir tonda..Aylar geçiyor, her gün bir adım daha kaçarken uzaklaşırken senden içimde açıklaması güç hesaplarla uğraşırken buldum kendimi, seni..
Şen kahkalarımın ardına sakladığım sen mi gün yüzüne mi çıkıyordun yoksa ben mi seni sakladığım yerden çıkarmak istiyordum bilemem ama bu birkaç gün böyleyim anlaşıldı..Sen kendi hayatının ben kendi hayatımın yalnızlarını oynarken Murathan Mungan'in sözü fısıldanıyor kulağıma " ben sende bütün aşklarımı temize çektim"..Bu  gibi bir hissiyatla gezerken sen, ben yazımı klişe ama yerinde kullandığında gercekten anlamlı bir cümleyle belirtmek istiorum.Unutmayın en çok kahkaha atan insanlar içinde en çok fırtınalar kopan insanlardır..

Sevgiyle Kalın..

3 Kasım 2010 Çarşamba

Siz hiç aldatıldınız mı? ben sayısını unuttum da..

Çok küçük yaşlardan beri hep boyumdan büyük aşklarım olduğu için midir nedir  aldatılmalarım da acıları kadar boyumdan büyük oldu.Kimi sevmeyi denediysem olmadı, kimi sevemediysem yine olmadı..Orta yolunu, doğru yolunu ben bulamadım bulan varsa bir adım öne çıksın..Aslında ilişkilerin çok basit kuralları var.Roller ve başrol oyuncuları sürekli değişse de kurallar hep aynı..İlişkinin başında ortasında ya da sonunda zamanı hiç farketmez kim kaçıyorsa o diğerinden daha değerli..Bu sadece karşımıza çıkan ve kaçan adamlarla ilgili değil.Aynen bizim içinde geçerli; istemediğiniz yada sevemediğiniz, alışamadığınız , başta hoşlanıp sonrada ıyyyy olduğunuz,baştan ıyy olup sonra severim belki dedikleriniz..Hepsini teker teker düşünün.Onların gözlerinden bir kendinize bakın bakalım , bir önceki ilişkisinde kaçan adamı kovalayan bir kız var mı oralarda, yoksa bambaşka eşi benzeri olmayan bir güzellikte herşeyi doğru yapan gururlu kendinden ödün vermyen bir insan mı var orada..Aslında konu aşk olunca hiçbirimizin belli bir karakteri olmuyor işte..O yüzden çevrenizdekilerin yanınızda vay ben böyleyim, vay ben şöyleyim diye atıp tutmalarına maruz kalıp, onları dinleyip yüceltme zevklerine ortak olmayın.Uğruna acılar içinde kıvrandığınız , gözünüzde bir dev haline getiridğiniz ulaşılmaz adam aslında bir önceki ilişkisinde terkedilen, kapılardan kovulan belki de sevilmeyen karakter..Dedim ya sadece rol dağılımı konusuna hassasiyet göstermelisiniz.Baş rolu kaparsanız mecbur ötekine figüranlık kalıyor.Öyle ya aşk bu iki kişilik, başka rol yok..Ama başrolu kaptırdıysanız eğer ayvayı yedniniz..Artık başı sonu olmayan , sınır tanımayan kovalamalar , stratejik hesaplamalar size sağlam beyin jimlastiği yapmaya başlar ve siz de ipin ucunu kaçırırsınız..Bir de bakmışsınız ki hiç olmadığınız bir insan olmuş, " hey dostum senin problemin ne " moduna geçmişsiniz.Siz üsteledikçe karşıdaki kendini bi halt sanma olayını abartır, bütün dünya kadınlarının ona aşık olduğunu sanar ve kendine yeni oyunlar arar.Belkide avucunuzun içine alma hırsıyla kovaladığınız adamın sizi biriyle aldattığını duyduğunuz, gördüğünüz,hissettiğinz an işte o adam "aşık olma" anıdır:) Acılı aşk şarkıları, kin ve nefretle bezenmiş eziklik duygusu, alkolik durumları peşinden sürükler..Taki karşınıza yeni birisi çıkana kadar..Hah işte ben bu durumu lise yıllarımdan beri düzenli olarak yaşamaktayım.Alışkanlık yaptı bende:) Hayatının ilk aşkını lisede bulmuş üç sene bunu götürmüş bir insan olarak, o küçücük yaşımda tanıştım aldatılmayla..Hem de ne bir nede iki..Üniversite yıllarım onu unutmaya çalışmakla geçti.(O zamanlar baya  safmışım:))Son sene ikinci aşk denemem ama fakat ııı  o değilmiş kop gel memleketine..Yıllar yılları kovalasın aradığın aşkı bulama.Derken büyü iş güç sahibi ol, sözün sayılsın sevilsin, herşey çok güzel derken hayatındaki en anlamsız an'da çıksın karsına bütün hayatını liseli kızların dünyasına çevirsin ve gitsin..O seni kovalar ,çiçekler böcekler, şiirler, yazılar serenatlar hoop bedeni ve ruhu koyacak bir aşk ararken hemen koyverir gidersin düşünmeden hesap yapmadan nolur sonra peki?Çok basit roller değişir adam kendini olmadığı karakter sanar, öenmli hisseder,kaçar, kaçtıkça kovalarsın nolduki yani şimdi havalarında..Ve mutlu son yine aldatılırsın, görürsün, okursun, hissedersin..Bu kaçınılmaz sonu yaşamak istemiyorsanız , en başında yan çizmeye başlarsa adam kaçabildiğiniz kadar kaçın..Haa yok yılmadan kovalıyorsa bırakın kovalasın ne de olsa pazara kadar değil mezara kadar..Siz de onu severseniz eğer  sakın ola belli etmeyin, doğru stratejiyle devam ederseniz mutlu mesut bir ömür geçer  gider  de hiç farketmezsiniz..

Siz siz olun aşk'ı yazanlardan değil yaşayanlardan olun..(Romantik komedi'den)

Sevgiler,

1 Kasım 2010 Pazartesi

aslında kovalamak değildir zararlı olan onu yakalamaktır..

genelde silmeye çalıştığın şey leke olur ile , ayrılıklar  acılar denizi ise kavuşmalar da saadetler okyanusudur arasında kalmak ve hareket edememek..

önceki hali şimdiki hali olmaya hazır olanlar..

Uzun zamandır karakterimi yerleştireceğim bir mod arıyorum.Evet yanlış duymadınız "mod"..Çok karmaşık duygular ve düşünceler arifesinde, ne yöne gideceğimi bilemediğim günlerde ne hissedeceğime de karar veremem genelde..Böyle an'larımda ruh halime etki edemeyen beynim beden halime etki eder ve neşeli, bunalım, mutsuz, mutlu ,huzurlu,asabi gibi seçeneklerden birini alır kendine yoldaş eder..

Genelde keyifli olarak geçirdiğimiz cuma gününe "asabi mutsuz'u yerleştirmiştimki spontane yapılan bir program az da olsa beni kendime getirdi.Modumu anlayacak ve yaa hadi herzamanki gibi neşeli ol artık demeyecek bir dörtlüyle düştük yollara..İçerisinde kaliteli bir canlı müzik yapılan mekana gidip, en önde biz hanım ablalara ayrılmış masaya özenle yerleştik.Hemen sonra mod'umu değiştirecek dört kızcağız görünüverdi yan masada..Bizim masadaki hava, kendine güvenen, kültür seviyesi yüksek, iş kadını modunda, toplumun ağır toplarından , gezetecilerin hemen farkettikleri , portföy sahibi işiyle tanınan dört kadın ..Yan masa ise dört adet, ya üniversiteli yada okumayanlardan, daha genç, canlı müzikte mezdeke durubu gibi göbek atan, bunu da marifet bilen , popüler kültür ve burjuvaya ayak uydurmaya çalışmış ama iç dünyandan " hacı olmamış bunlar ya" dedirten tarzda ,zayıf mı zayıf kızlardan oluşuyordu..Herkesin içinde farklı farklı sıkıntılar yada sevinçler varken, o daracık mekanda, dibimizin dibinde hunharca göbek atıp popolarını yüzümüze yüzümüze attıran kızlardan sonra gündem değişti.."Takvimlerden haberin yokmu geçiyor yıllar" ile başladığımız eğlence hoş sohbetlerle devam edecek diye sanarken , birden şerefelerimizin dilekleri değişiverdi.Hayatta zengin bir koca bulmak dışında bir hayali olmayan , bu gece kolumuza kimi takıp çıkarız acaba diye düşünen kızlara özeniyordu masamdakiler içten içten (ben dahil).Sora biri ağzındakini döküverdi "abi nasıl zayıflar yaaa:)"
Şimdi önce masadakiler:

Ebru; bu ekibin bilge kişisi, daha önce evli mutlu çocuklu yazmıştımm,mavi göz, sevgililerle en son tanıştırılan ( kendi buna hep kızar ve nedense hep o tanıştıktan sonra o ilişki biter:) ) Efeciği ve sevgili kocasıyla mutlu mesut yaşar, bitmek tükenmek bilmeyen maceraları vardır, bu arada atlamadan geçemicem ünlü PR, yeşil küpeli,süper gitar çalan, Soner Sarıkabadayı'nın hocası, billur sesli, "Mavi olmaz o çocukla " diyen:) neşeli dost, candan kalp, Tülay teyzemin biriciği..Bengü ; cumartesi günü baktrdıgı falın etkisinde, bu sene evlecenek olan , Ankara'dan nefret eden, Mercedes düşmanı, alkolsever dostum, bende Bengü isem bu olacak diyen "arayacak mavi arayacak " diye teselli kraliçesi onu tanıyosunuz zaten..

Melis ile Elvan'ı tanıyorsunuz zaten..Sevgili Ebru'ya onlarca kez tek bir resim çekilelim desemde anca böyle parça parça toplayabildim..Gelelim o yandaki fırlama dörtlüden sonraki muhabbet konusuna..Bu ekibin ortak probleminin ne olduğunu söylememe gerek yok sanırım..Evet hayatta istediği çoğu şeyi başarmış, okullarını başarıyla bitirmiş, kimisi yüksek lisanlı, kimisi NBA'li, güzel işleri, değerli eşleri olan, ceplerinde paraları  ve tabiki yanında kendine güvenleri , yüreklerinde sevgileri ve hayattaki sağlam tecrübeleriyle dört kadın..O küçük dört kız bizim aklımızı başına getirdi, herşeyi yaptıysak bunu da yaparız.Hemen en uygun program yapıldı ve bugün bir spor merkezine başlıyoruz..Şimdi size önceki halimizi gözler önüne gururla sunuyorumki sonra rahatça  şok geçirebilin diye..tabiki biraz beklemeniz gerekicek..Aaaa bu arada unuttuğum biri var masada Meslina:)

Bu şımarık karakter henüz 4 yaşında olmasına rağmen, starbucks ve BigMan'den çıkmayan gece cluplerinin vazgeçilmezi Meslina'nın bizim yaşımızda nereye gideceğini, ne konuşacağını, nasıl yaşayacağını çok merak ediyorum..Bu yaşına bakmadan evlilik teklifleri alan ünlü dansçı Meslina'yı yıllar sonra hepinizin tanıyacağından adım gibi eminim..

Şimdilerde sessizliğimize ve kabuğumuza döneceğiz, ama arada resimlerimizle sizi bilgilendireceğimizden şüpheniz olmasın..

Sevgiler,

28 Ekim 2010 Perşembe

Gündem; İto başkanı,rüşvet, kürtler, demoratikleşme hareketleri, 29 Ekim resepsiyonu,sapık polisler, kaçırılan çocuklar olmasına rağmen benim gündemim çok başka..

Kendimce üstünü örttüğüm tüm hayal kırıklıkları gün yüzüne çıkmaya başlamışken gündeme adapte olamıyorum..Yalnızlığımın içindeki kalabalık düşünce ordusu, hareketsiz ruhumun bedenime hapsedilmişliği iç dünyamın karmaşısını bitirip bu ülkede neler oluyor dememe engel..İş yerinde, sokakta, gezmede beynimi serbest bırakan sorular yanlız kaldığım ilk anda dev gibi karşıma dikilip hesap soruyor.Nerdesin, ne yapıyorsun, kime neye çalışıyorsun, neden seviyorsun ki onu,bu şehire seni bağlayan nedir? Bütün bu sorulara yanıt vermektense susmayı tercih ediyorum.Kendime bile verecek cevap bulamazken, siz sevgili dostlarım ne söylememi bekliyorsunuz.Öyle çok şey var ki içimde sustuğum,anlatılması güç ve  uzun.Bakın yine susuyorum..Sadece diyebilirim ki ; "bir kadın kapris yapıp alınganlaşıyorsa sorun yok.Bir çözüm aradığını gösterir bunlar..Bilki asıl sorun sustuğunda başlar" demiş bilenler..Evet öyle bir konu varki içimde bundan sonra hep susacağım..Her susma bir vazgeçiştir, bir terkediştir, bir kabulleniştir.



Sesimi bir çığlık gibi duymanızı isterken suskunluğumun derin sessizliğini duyacaksınız..Herkesin bir karanlık yanı vardır ya elinizi uzattığınızda ulaşamadığınız.Hah işte benim yok diyordum hep.Meğerse varmış, meğerse kimsenin bilmesini istemediğim, karıştırmasına izin vermediğim bir karanlığım varmış.Aklımın bir yanı dünyevi malzemelerle tıka basa doluyken bu kadar sıkıntıyı nerende barındırıyorsun demeyin.Aklımın bir yarısını bu konu diğer yarısını ise mutluluk veren objelerle doldurdum, ailem , arkadaşlarım, işim, eşim..O yüzden bu mutlu parçası ile uğraşın lütfen artık sormayın..Kendime verecek bir yanıt bulduğum gün tam karşınızda duruyor olacağım, dimdik, ayaklarımın tam da üstünde o zaman bütün bunların cevabı sizde olacak..Ama şimdilerde deli dolu rüyalarımla geçiştiriyorum bu durumu.


                                             " işte bu kurbağanın modunu yaşıyorum:) "


Güzel bir tatil öncesi bu melankoli halin nedir diye sormayın, sormayın işte..İçimizdekileri yazıyoruz dedik ya bunlar da oradalar..

25 Ekim 2010 Pazartesi

Kış modu..

"Basit biri değilim,Gözlerimi kanatırcasına ağladığım gecelerim var,kahkahalara sarılmış anılarım da..Herkes kadar dertli, bazılarından fakir, çoğundan zenginim.Küfemde taşıdığım hayallerim, söylenecek şarkılarım, paylaşılacak dostluklarım var.."

Kim yazmışsa yukarıdaki yazıyı sanki benim iç dünyamda kısa bir tur atmış ve olayı özetlemiş gibi görünüyor.Tweeter'da gördüğüm bu cümleyle başlamak istedim nedense..Çünkü bu aralar ki ruh halim bu..Değişik bir dinginlik, kış moduna hazırlık, dostlukların ortaya çıkışı ve bazı acıklı hikayeler..Ne çok mutluyum ne de çok mutsuz..Huzurluyum sadece bu.Tabii buna bitmek tükenmek bilmeyen akşam sefaları da sebep.Akşam sefası derken yanlış anlaşılmasın bar saz gezmeleri değil bunlar..Birkaç sevgili dostla yapılan (hani şu hep başka önemsiz olaylar için ihmal ettiklerinle:) ) özenle hazırlanmış güzel sofralardan oluşan ve en gec 11'de bitenlerden..
 Sevgiliden özenle ayrılınır, seni dinleyecek bir dost bulunur kadim olanlardan:) Konuşulur konuşulur sonra konudan bıkılır ve dünyaya dönülür..Tatil planları farklı etkinlik talepleri değerlendirilir..Hah işte biz de bunu yapıyoruz.Bengü Kıbrıs'a gitmek ister , Melis pasta yapma kursuna:)Ben mi ne istiyorum..Onu şuanda bilemedim..Sadece biraz sorumsuzluk yapmak istiyorum.Sabah keyfimce uyanmak ama gözlerimde Küçük Sırlar'daki Ayşegül'ün koruyucularından var..Perdenin arkasından sızan bir güneş havanın mükemmelliğini anlatıyor..(Kış geldi demeyin Antalya'da kışlar günü birlik piknikçiler gibidir, gelir ve akşam gider..) Kalkıcam en sevdiğim arkadaşlarımla denize nazır bir kahvaltı yapıcam..Biraz alışveriş merkezinde dolaştıktan sonra spor salonuna giricem, saat tutmadan gönlümce yapıcam..Çıkıcam, eve gidicem ee biraz siesta lazım değil mi? Biraz dinlenicem sonra hazırlanıcam kuaföre gidicem güzel bir akşam yemeği için sora da gelip uyuyacağım.Ertesi gün de aynı planlar ama bu sefer akşam evde, dostlar yine yanında tabi..Günler böylece birbirini kovalasa nolurki? Kime ne zarar veririm öyle değil mi?Ha bu arada maaşımda düzenli olarak yatsın lütfen:) Ne için derseniz hayatta varım, sizlerleyim ya yetmez mi? :) Tabiki bunlar yine hayal ben yine bu devasal şatonun en altındaki küçük ama bi okadar şirin ofisimde dünyalar iyisi Melis'le çok keyifli vakit geçiriyorum, diyebilmeyi gerçekten çok isterdim :) Üzgünüm Melis bunları söyleyemiyeceğim.Ruh ve sinir hastalıkları hastanesi odalarına benzeyen bu ofiste, senin bitmek tükenmek bilmeyen telefon görüşmelerinden çok sıkılıyorum.Ve biliyorum ki sen de benim bu sanal dünyamdan bunalıyorsun ne yapıcaz bilemedim :)

İşin özü biz bu kış moduna ofiscek girdik ama şehrimiz henüz giremedi..Bugün Pazartesi olmasına rağmen keyfimizin sebebi ise perşembe yarım, cuma tam gün izinli olmamız, çarşamba da bir acenta ziyareti hop hafta bitti..Ay Ağustos bitti derken gördünüz mü başımıza geleni Kasım geldi :)  Bu "kasım geldi" cümlesi bana Kasımda Aşk Başkadır filmi anımsattı.Her ay biri sevgilisi oluyordu ya Kasım geldi değince "ay hani nerede" diye bi duyguya kapıldım..Şaka bir yana huzur dedim arkadaşlar, merak etmeyin uzunca bir müddet kimse olmayacak..Biraz gezme, biraz alışveriş, biraz spor ve tabiki biraz diet, işte tüm kış için planım bu..

Sadece kış modu ve huzur..



Sevgiler..

13 Ekim 2010 Çarşamba


Yazdan kalma bir resim geldi elime birden..İrili ufaklı altı tane kuzen kardeş..Bu ekibi bir araya getirmek çok zor oluyor..Farklı şehirlerde ikamet eden bu güzel kızlar :) Antalyada buluştu..Sol baştan Gülçin, ben, Olcayy, Özlemm,Büşra, Gökçe..En baştaki sarışın mutluluğu hala arıyor, eminim çok yakında doğru kişiyi bulacak..Ben zaten herşeyimi yazıyorum, Olcay evli, çocuklu:)Özlem psikolog falci kendisi hariç herkese yardımcı:) Büşra heycanlı keklik:) onda da var işler..Gökçe dominat heyecanlı panik atak..Mutluluğu fazlasıyla hakeden altılı..





Ofisimiziin ilk halleri..Bu resimdeki yedi kişi de artık burada değil..Özlüyorum ilk günleri yıl 2008..Ama bu resmi koymamın amacı özlem değil, şuh kadın Melis'i kendine getirmek..Belki bu nostaljik fotograff onu kendine getirir..Sizden utanır da bişeyler yapmaya karar verir...



Evet bu karede sevgili arkadaşımız Şeyda'nın düğününndenn..Sarışın işkolik Elvan'cığma ithafen koydumm O anladı:)


Canım, kanım, kardeşim, arkadaşım, sırdaşım ,yoldaşım Denizz..Unutulmaz hikayelerimin başrol oyuncusu..Her bunalımın ve sevincin yegane bekçisi.."Öğretmenimizzz öğretmenimizzz" bu kelimeler yeterlidir Denizi'im anladın sen Bodrum 2010 ,Bodrum 2009 dokuz kadar heyecanlı olmasa da Çok güzeldi..

Sevgiler..

Yeni bir başlangıç..

Dev gibi bir kitabın kapağını açmak kadar heyecanlıdır başlangıçlar...Bir bitişin sonunda yaşanıyor olsa da her başlangıç güzeldir..Üzerimde bulunan ölü toprağını  ki dört senemi aldı; şu sıralar aldığım nihai kararlar ile atıyorum..Yeni bir hayata başlıyorumm..Değişime sırasıyla işimden, işimin bulunduğu sektörden, sevgilimden , evimden başlayarak adımlar atıyorum.Önceki mail adresleri , internet hesapları ve aklıma gelen herşeyi değiştiriyorum:) Bi önceki yazımda bahsettiğim ve kimseyi tanımadığım sahil kasabasına gidemeyecegimi anlayınca ben de yapabileceklerim üzerinde durdum ve yapıyorum..Sen dünyayı kendi etrafında döndüğünü sanan, çok bilmiş, aitlik kargaşası yaşayıp ne olacağına karar veremeyen,bunalım karakter, dışardan bakıldığında insan'a benzeyen şey, seni gönderdim gitti..Sevgili işim; ne uzuyorsun ne de kısalıyor, dünyanın en'lerini taşıyorsun ama "BENİ" taşıyamıyorsun, seni de gönderdim gitti..Gelsin sevgili mesleğim; toplantısız, event'siz, kavgasız gürültüsüz, telefonsuz , pıtırcıklar..Uzun bir tatile çıkacağım, sadece sevdiğim ve görmek istediğim insanları bulacağım.Ayıp olmasın diye görüştüklerim olmayacak aralarında..Numaralarımı değiştiriyorum sadece ben istediklerimle görüşeyim diye..Orhan Pamuk'un Füsun'u varsa sizinde Mavi'niz var:)

Gelelim yeni hayata..Süprizlerle dolu, neşeli, heyacanlı insan, hissediyorum herşey çok güzel olacak..Stressiz işim, eşim, sevgili dostlarım..bazı insanları tanımak için yakınlaşmak değil, uzaklaşmak gerekiyor ya bende bunu yaptım ve tuttu..Şimdi ise farklı dertlerim var; güzel, çirkin, şişmαn, zenci, αvrupαlı, zengin, fαkir tüm dünyα kαdınınlαrının ortαk tek bir derdi vαr: Giyecek hiçbir şeyimz yok. :)Bu piskolojiden nasıl kurtulacağım bilemiyorum.Kış kendini bir hissettirip bir kaçtığı için ne giyeceğim derdi çok yoğun olarak etrafımda.Kışlıklarım çok kışlık baharlıklarım da cok yazlık arada kaldım anlayacağınız..

Süper kadın Melis, gizemli Bengü ve çılgın kız Meslina ile Migros'u talan etmemize ragmen buhavayı karşılayacak hiçbir şey bulamadık.Elbise var kolsuz kalın , elbise var uzun kollu ama yazlık..Zaten bu ekiple takıldığımız hergün minimum 2000 kalori:) Bu da ayrı bir dert :) Melis'in babasından çarptığı dev jeepin içinde üç dev kadın ve bir ufaklık Antalya'da yaptğı manevralarla eminim çok konuşulmuştur:)Sola sinyal veren arabanın solundan geçmeye çalışan, sağa dönceğimiz yerde sağda durup, soldaki arabaların bizi beklemesine ragmen geçmelerini bekleyen Melis bir günde ün'e kavuştu..Çok güldük çok eğlendik..Sheakspear'de Meslina Hanımın yaptığı gaflar ve espriler henüz dört yasında olan bir çocuğa göre çok üst olsa da çok eglendik.

Şimdi sen ne yazdın derseniz içimdekileri döktümm, değişimlerden haberdar edeyim dedimm..

Şimdilik bukadar, herkese mutlu baharlar:)

2 Ekim 2010 Cumartesi

merhabalar...
Sonbahar diye midir nedir ya da bir cumartesi gecesi bu saatte (23:24) hala çalıştığım için midir bir bunalım hali hüküm sürmekte iç dünyamda..Buraya ilk yazımda bu hissiyatla başlayıp böle gri bir modda başlamayı hiç hayal etmemiştim..Yaz boyu yaptığımız uzunlu kısalı tatillerden çekildiğimiz güzel fotoğraflarımızla geçen geyiklerimizden bahsedip kahkahalarımıza sizi de ortak edecektim ama bir daha ki sefere inşalah..Yine anlamsız bir grubun anlamsız gala gecesinde arkadasım Melis oradan oraya koşturuyor..Aslında başkasına ait olan bu gruba yeni dahil olan Melis ve ben konuya alışmaya çalışıyoruz.Ama daha çok Melis:) Melis heyecanlı biraz panik atak, tok sesli , baskın karakterr  evli çocuklu:) İşveli kahkasıyla bütün ofisi ayağa kaldıran sarışın kızz..Bak şimdi ondan bahsedince farkettiyseniz gülmeyi başardım.bu ekip tabi ben ve Melis'den oluşmuyor.Bengü ve Ebru da var..Bengü bunalımların esrarengiz kızı..İçmeyi de çok sever sağlam içer ama elinden Yasin kitabı da düşmezz..Hep değişik hikayeleri ve gizli bir tatarfı vardır dünyevi olmayan..Ebru İtalya seyahatinden yeni dönen mavi gözlü güzel..Bu da evli çocuklu:) bu üç kızın ortak bi özelliği var ama söylemeyeceğim..Onlar anladı, söylersem beni döverler..

Bu şehirde sıradan iş günlerinin sonunda buluşan bu muhteşem dörtlü kahkahaları ve bitmek bilmeyen dedikodu ve hikayeleriyle girdikleri her ortamda gereğinden çok dikkat çekiyor..onlardan ve hikayelerimden gelecek yazılarımda bolca bahsedeceğim.
Neyse ben konuma dönüyorum.Yine bulunduğum ortamı, evi, işimi şehrimi  belki de elimden gelse ülkemi değiştirmek istediğim nadir zamanlardan birini yaşıyorum..Hiç tanımadığım bilmediğim bir cografyada, beni hiç tanımayan ve hatta dilimi bilmeyenlerin çoğunlukta olduğu biryere göç etmek istiyorum..Hayatınız çok sıradan ilerlerken birşey olur kalırsın.. Aslında çoğu için sıradan incir kabuğu bile değil belki ama beni etkiliyor işte..

Açık açık içimdeki herşeyi  yazıp dökmek isterdim ama Pucca değilimki isimler var herşey var yazabilmirem.Azeri arkadaşlarım yüzünden şivemde değişti..Neyse çılgın sarışın Melis gidiyoruz diyor bu yarım kalan ne anlattığımı anlamadığınız benimde anlamadığım yazıyı sonlandırıp en kısa sürede size döneceğimm..

Beni özleyin anacımm:) (Bari siz özleyin)