19 Ağustos 2011 Cuma

sinek olsam, uçsam konsam..

hayatım boyunca karşılaştığım her olayda hep aynı şeyi düşündüm, ben arkamı döndüğüm anda arkamdaki ne düşünür hakkımda, ne söyler..Bir sinek olsam, uçup omzuna konsam, duysam tüm konuşmalarını ama aklından geçirdikleriyle birlikte..Özellikle erkek arkadaşım söz konusu ise..Acaba beni aldatıyor mu, karşıdaki kız hakkında ne düşünüyor, aklından geçirdiği kimse var mı, eski sevgilisini mi özlüyor,kısacası iç dünyasında neler yaşıyor en büyük meraklarımdandı..Ta ki bugüne kadar daha doğrusu dün'e kadar..Onun evinde yanlız olmak ne demek, istediğin kadar karıstır..Kimse bana yok özelidir ben karıştırmam, yok ayıptır ben yapmam demesin,sevgilinizin kocanızın beş dakka başını boş bıraktığı telefonlarını bile bes saniyede irdelemiyor musunuz? Ki onlar tuvalete bile telefonlarıyla giderken..Neyse işte böyle bir şans yakaladım diyelim.Olay ilk başta karşıma çıkan dijital çerçeveyle başladı, açtım içinde resim yok, daha sonra bulduğum hafıza kartıyla çerçevenin DNA'sı tutunca (Kanıt dizisinden alıntı) hemen izlemeye başladım slaytları..Bir kızla itiraf edeyim güzel bir kızla çekilmiş onlarca fotoğraf, ailesinin, kankalarının bütün eşinin dostunun bulunduğu kareler..Sadece seni tanıştırdığını iddia ettiği isimler..Tabi o sırada bu resimlerin etkisiyle dizlerde başlayan çözülmeler, ellerde uyuşmalar..Durun daha bitmedi...O da ne evde unutulmuş bilgisayar..Elimi bilgisayara götürürken kadınların "ben bilmeyeyim de ne yaparsa yapsın" cümlesi ölüyordu içimde..Evet tabiki önce resimleri araştırmaya koyuldum.Yine aynı kız, Allah'ım onu seviyor sanırım derken gözüme resmin çekildiği tarih ilişti.Biz tanışmadan önce oh çok şükür derken tabi ki şu soru beyinde zonklamaya başlar "e neden hala resimlerini saklıyor :( " Derken bu kadar üzülmene gerek olmadığını ispatlayan diğer kızların resimleri, ben sayamadım..Gördükçe daha da karıştırmak ister ya insan alınan dosyaları ziyaret etmek geldi içimden..Bir insan msn geçmişini neden saklar, alınan dosyalarında neden olur? Neyse tabi ki orada on beş ayrı kıza yazdığı tüm cümleleri okudum, ne kadar da benimkilere benziyorlar..Bakkala gitmiş oradaki kızın  msn'i ve konuşmaları, alışverişe gitmiş tezgahtar kızla arayı tutmuş..Yazılar seviyesizlikten ölüyor ve büyük çoğunluğu cinsel içerikli..Bu dünyada anlamadığım tek şey bir kız kendine bu şekilde davranılmasına yada yaklaşılmasına nasıl ve neden izin verir?? Elbette bütün yazıları bu modda değildi, kimilerine ilan-ı aşk etmiş, kimilerine bana yaptığı gibi uzunca mektuplar göndermiş, baya emek harcamış, mesela bana aldığı setten bir tanesine daha almış,o da saklıyormuş meğerse..Neyse bir saf ben değilmişim diye sevinirken buldum kendimi o evde..Son mu nasıl,bu sefer öncekilerden ayrı bir şeyi denedim..Sessizliğimi korudum, asaletimden ödün vermedim, çıktım gittim tamam farkında olmadan sehpayı kırmış, hafıza kartını parçalamış olabilirim.Ama anlamayacağı şekilde bıraktım her şeyi..Yıllardır merak ettiğim o iç dünyadan şuanda nefret ediyorum..Meğer içleri pislik doluymuş adamların, neyse sonunda öğrendim ya oda yeter..Artık acabalar yok dostum, bebenin içinde "ıssız adam 2" yaşıyormuş bilemedik..Pardon dostlar..
Sevgiler

25 Temmuz 2011 Pazartesi

Bana Öyle Bakma..

Merhaba,

Farkettim ki aylar, yıllar geçmiş neredeyse yazmayalı..Hayat  yakanızın neresinden tuttu,nereye savurdu bilemiyorum ama benim hayatımda sağlam değişimler mevcut.Mesela iş yerimi değiştirdim, hatta sektörümü bile..Yaşadığım yeri değiştirdim.Yeni bir iş hayatı, yeni bir ortam, yeni arkadaşlar, yeni bir ev ...

Beni bıraktığınız günden beri verdiğim hiç bir sözü tutamadığımı da gördüm önceki yazılarımı okuyunca.İlk hali son hali olamadım malesef. O aptalı aklımdan, kalbimden hayatımdan çıkaracaktım, olmadı.Ama bir arpa boyu kadar olsa da az bir  yol aldım.Ona gördüğü maviyle,gerçek mavinin farkından bahsettim mesela.Gözlerinin içine bakıp sadece susmayı becerebilen ben, bu hayattan ne beklediğimi söyledim açık açık:) "Bana öyle bakma" bu cümle yapı itibariyle dramatik anlamlar taşısa da öyle değil arkadaşlar bu "maymun gözünü açtı" cinsiydi bu sefer tamamen..

Ben bu yeni akım erkekleri ben anlamıyorum arkadaşlar.Ben lisedeyken hatırlıyorum, erkekler kızların peşinden koşar, çiçekler yolar , kapılarında yatar, kavga eder, kıskanır yani kısacası adam gibi adamlardı. Zamane erkeklerine gerçekten bir haller gelmiş.Daha en başında beğendikleri kıza "yani işine geliyorsa yae" moduyla yaklaşıyorlar,sonrasında hikayeler hep aynı bir sure rutin görüşmeler, ardından manasızca ortadan kaybolan erkekler ve bir son yazamayacağmız hikayeler.."Ne oldu, neden bitti? " vallahi bilmiyorum ki bir şey de yoktu aslında..Bu cevapları o  kadar çok duyuyorum ki..Kızların gözleri hep soğuk ve yağmurlu , şaşkın.Gerçek aşklar eskidenmiş arkadaşlar..Aslında çok eski de değil yetmiş sekiz kuşağındaki adamlara yetişseydik o da yeterdi..Yetişemedik..

Şimdi bunlardan neden bahsediyorsun durduk yere demeyin yaşadık ki yazıyoruz..Benim de başımda bu gillerden var lakin bir değişik boyutu..Evet anlamsızca kayboluşlar var, tanıma uyuyor ama bu Bumerang gibi, atıyorsun geri geliyor..Kurtuluş belli ama ya işime gelmiyor yada ben beceremiyorum, bunu henüz çözemedim..

Neyse cancağızlarım kısaca ruh halimi anlamak isterseniz "Sana bir söz yazdım bugün, yolladım rüzgarla, içinde gözyaşı vardı, küçücük bir kadınla,çaresiz içimdeki çocuk bir günah gibi hep suçlu, senin hala gözlerin soğuk ve yağmurlu,içimde her gün ölen umutlar var."Bu ruh halini anlayacak erkek bir adım geri gelsin..

4 Ocak 2011 Salı

yeni yıl yeni yıl yeni yıl....

Yeni yıla eski sevgilin ve yeni sevgilisiyle aynı ortamda girmek herkesin başına gelemez lütfen tebrik ediniz.2010 yılı bana kazık atma olayını bırakın son günü son dakikasına kadar kullandı..Karşımda eski sevgili;onun yeni sevgilisi, ortak arkadaslar, ben ve sınırsız kız arkadaşlarım hep beraber yeni bir yıl kutladık.Ama ne yalan söleyim hiçbir şey yıldıramadı beni , eğlenmemi engelleyemedi.Bu yılı iyi karşılayamamış olsak da mutlu bir sene yaşamamış olsak da çok güzel uğurladık..Yeni yılın ilk günleri de beklenmedik süprizler vermeye başladı bana..Hissediyorum güzel bir yıl olucak, belli başlangıçlar güzel sonlar olucak..Kadere inanıyorum olacak olacak..

Detaylar yakında..

21 Aralık 2010 Salı

evet senden gerçekten adam olmazmış, bugün bunu daha iyi anlıyorum.Ve nedense sana hiç iyi dileklerde bulunamıyorum...

23 Kasım 2010 Salı

sen..

Aylar sonra ilk defa seni anlattım bugün uzun zamandır görmediğim bir dostuma..Gözlerimde ki ışığın enerjisine inanan dostum yaşlanmış bulsa da beni; içimdeki çocuk hala hareketliydi..

Uzun bir bayram tatilinden sonra verdiğim aranın  yazılarıma da yansıdığını farkederek açtım bu sayfayı..5 ay önce yanımdan taşınan ailemin memleketindeki yeni evini görmek için yakalağım bu büyük fırsatı kaçırmadan düştüm yollara, senden kurtulmak için..Oysa gittiğim heryere en çok seni götürüyordum ben farkında olmadan.Evimin sıcaklığı ailemin yüzüne yansımıştı sanki ;aylardır hissettiğim boşluğu doldurdu o kutu gibi ev..Nereye ait olduğum ile ilgili olan çelişkilerimin sıfıra indirgendiği bu ev beynimdeki karmaşayı yok etti..Ama yanlış anlaşılmasın beynimdeki kalbimdeki değil.Dedim ya makyaj çantam gibi cüzdanım gibi yada üzerimde taşıması zorunlu herhangi bir eşya gibi hep yanımdasın.Kovuyorum , gece geri geliyorsun yüzsüz gibi..Git diyorum, herhangi bir çiftin gülüşünde çıkıyorsun karşıma veya bir garsonun servisinde..Neyse memleket kokusu, kardeşler, kuzenler derken evdeki kalabalık ve gürültü uzaklaştırdı beni az da olsa kendimden ,keyifli zamanlar arifesinde olduğumu hissettirerek..Bukadar kalabalık bir aile olduğumuzu unutmaya başlayıp , büyük ailelere özenirken farkettim ki biz de onlardanız..Her akşamı daha güzel bir mekanda daha eğlenceli ve daha içerek geçirten kuzenlerime ve sevgili arkadasım Gülçin'e ve bizden şehir rehberliğini esirgemeyen kardeşceğizime teşekkür ediyorum..

Bu masada kimsenin farkedemediği ve benim sadece kafamda gezdirdiğim sen de oradaydın farkında olmadan olamadan..Bu aşağıdaki kahkahanın son kelimesinde, susarken gözlerimin taa içinde,dilimin ucunda.Aylar sonra neden bukadar düşündüm seni neden götürdüm heryere neden aklıma düştün böyle apansız bilmiyorum ama yanımdaydın işte..

Bu memleket ziyaretinden sonra kentimdeki ilk günümde uzun zamandır görmedğim dostuma aylardır ağzıma, beynime, kalbime almadığım sen'i anlatmak gelmişti içimden hem de haketmediğin bir tonda..Aylar geçiyor, her gün bir adım daha kaçarken uzaklaşırken senden içimde açıklaması güç hesaplarla uğraşırken buldum kendimi, seni..
Şen kahkalarımın ardına sakladığım sen mi gün yüzüne mi çıkıyordun yoksa ben mi seni sakladığım yerden çıkarmak istiyordum bilemem ama bu birkaç gün böyleyim anlaşıldı..Sen kendi hayatının ben kendi hayatımın yalnızlarını oynarken Murathan Mungan'in sözü fısıldanıyor kulağıma " ben sende bütün aşklarımı temize çektim"..Bu  gibi bir hissiyatla gezerken sen, ben yazımı klişe ama yerinde kullandığında gercekten anlamlı bir cümleyle belirtmek istiorum.Unutmayın en çok kahkaha atan insanlar içinde en çok fırtınalar kopan insanlardır..

Sevgiyle Kalın..

3 Kasım 2010 Çarşamba

Siz hiç aldatıldınız mı? ben sayısını unuttum da..

Çok küçük yaşlardan beri hep boyumdan büyük aşklarım olduğu için midir nedir  aldatılmalarım da acıları kadar boyumdan büyük oldu.Kimi sevmeyi denediysem olmadı, kimi sevemediysem yine olmadı..Orta yolunu, doğru yolunu ben bulamadım bulan varsa bir adım öne çıksın..Aslında ilişkilerin çok basit kuralları var.Roller ve başrol oyuncuları sürekli değişse de kurallar hep aynı..İlişkinin başında ortasında ya da sonunda zamanı hiç farketmez kim kaçıyorsa o diğerinden daha değerli..Bu sadece karşımıza çıkan ve kaçan adamlarla ilgili değil.Aynen bizim içinde geçerli; istemediğiniz yada sevemediğiniz, alışamadığınız , başta hoşlanıp sonrada ıyyyy olduğunuz,baştan ıyy olup sonra severim belki dedikleriniz..Hepsini teker teker düşünün.Onların gözlerinden bir kendinize bakın bakalım , bir önceki ilişkisinde kaçan adamı kovalayan bir kız var mı oralarda, yoksa bambaşka eşi benzeri olmayan bir güzellikte herşeyi doğru yapan gururlu kendinden ödün vermyen bir insan mı var orada..Aslında konu aşk olunca hiçbirimizin belli bir karakteri olmuyor işte..O yüzden çevrenizdekilerin yanınızda vay ben böyleyim, vay ben şöyleyim diye atıp tutmalarına maruz kalıp, onları dinleyip yüceltme zevklerine ortak olmayın.Uğruna acılar içinde kıvrandığınız , gözünüzde bir dev haline getiridğiniz ulaşılmaz adam aslında bir önceki ilişkisinde terkedilen, kapılardan kovulan belki de sevilmeyen karakter..Dedim ya sadece rol dağılımı konusuna hassasiyet göstermelisiniz.Baş rolu kaparsanız mecbur ötekine figüranlık kalıyor.Öyle ya aşk bu iki kişilik, başka rol yok..Ama başrolu kaptırdıysanız eğer ayvayı yedniniz..Artık başı sonu olmayan , sınır tanımayan kovalamalar , stratejik hesaplamalar size sağlam beyin jimlastiği yapmaya başlar ve siz de ipin ucunu kaçırırsınız..Bir de bakmışsınız ki hiç olmadığınız bir insan olmuş, " hey dostum senin problemin ne " moduna geçmişsiniz.Siz üsteledikçe karşıdaki kendini bi halt sanma olayını abartır, bütün dünya kadınlarının ona aşık olduğunu sanar ve kendine yeni oyunlar arar.Belkide avucunuzun içine alma hırsıyla kovaladığınız adamın sizi biriyle aldattığını duyduğunuz, gördüğünüz,hissettiğinz an işte o adam "aşık olma" anıdır:) Acılı aşk şarkıları, kin ve nefretle bezenmiş eziklik duygusu, alkolik durumları peşinden sürükler..Taki karşınıza yeni birisi çıkana kadar..Hah işte ben bu durumu lise yıllarımdan beri düzenli olarak yaşamaktayım.Alışkanlık yaptı bende:) Hayatının ilk aşkını lisede bulmuş üç sene bunu götürmüş bir insan olarak, o küçücük yaşımda tanıştım aldatılmayla..Hem de ne bir nede iki..Üniversite yıllarım onu unutmaya çalışmakla geçti.(O zamanlar baya  safmışım:))Son sene ikinci aşk denemem ama fakat ııı  o değilmiş kop gel memleketine..Yıllar yılları kovalasın aradığın aşkı bulama.Derken büyü iş güç sahibi ol, sözün sayılsın sevilsin, herşey çok güzel derken hayatındaki en anlamsız an'da çıksın karsına bütün hayatını liseli kızların dünyasına çevirsin ve gitsin..O seni kovalar ,çiçekler böcekler, şiirler, yazılar serenatlar hoop bedeni ve ruhu koyacak bir aşk ararken hemen koyverir gidersin düşünmeden hesap yapmadan nolur sonra peki?Çok basit roller değişir adam kendini olmadığı karakter sanar, öenmli hisseder,kaçar, kaçtıkça kovalarsın nolduki yani şimdi havalarında..Ve mutlu son yine aldatılırsın, görürsün, okursun, hissedersin..Bu kaçınılmaz sonu yaşamak istemiyorsanız , en başında yan çizmeye başlarsa adam kaçabildiğiniz kadar kaçın..Haa yok yılmadan kovalıyorsa bırakın kovalasın ne de olsa pazara kadar değil mezara kadar..Siz de onu severseniz eğer  sakın ola belli etmeyin, doğru stratejiyle devam ederseniz mutlu mesut bir ömür geçer  gider  de hiç farketmezsiniz..

Siz siz olun aşk'ı yazanlardan değil yaşayanlardan olun..(Romantik komedi'den)

Sevgiler,

1 Kasım 2010 Pazartesi

aslında kovalamak değildir zararlı olan onu yakalamaktır..

genelde silmeye çalıştığın şey leke olur ile , ayrılıklar  acılar denizi ise kavuşmalar da saadetler okyanusudur arasında kalmak ve hareket edememek..